Bu gün Valentin'in günü. Tüm dünyada sevgililer günü olarak
kutlanan gün. Aslında bu günle ilgili yazımı sizlerle günün ilk ışıklarıyla
paylaşmak isterdim. Bugün neler olduğunu ve neden yazımı yayınlamakta bu kadar
geciktiğimi ise daha sonra anlatacağım.
Şimdi gelelim St. Valentin gününe; Valentine
kelimesi , Batı'da "hoşlanılan kişi" veya "sevgili"
anlamlarında da kullanılır. Şubat ayının aşk ile ilişkisi ise sizin "Antik
Çağlar" dediğiniz Kadim Zamanlara dayanır. Ocak ortası ile Şubat ortasının
arasında ki zaman dilimi Kadim Zamanlarda "Gamelyon" ayı olarak adlandırılmıştı ve Zeus ile Hera'nın kutsal evliliğine adanmıştı. Antik Roma'da ise bereket tanrısı Lepercus onuruna kutlanırdı. 1908 tarihli Katolik Ansiklopedisi'nin eski şehitler listesinde, 14 Şubat tarihine kayıtlı, 3 tane Aziz Valentine geçmektedir.Romantik aşk ile Valentine arasında ki bağlantı ise ilk olar 14. yy.da kurulmuştur. Valentin'in Romalı askerlerin evlenmelerinin yasak olduğu dönemde, askerlerin evlenmelerine yardımcı olduğu bunun sonucu olarak da 14 Şubat'da idam edildiği söylenir. Hikayenin aslı ise biraz farklı.
M.S 268 yılında Roma Claudius'un hükümdarlığı altındaydı. Claudius kendi hükümdarlığında "Farklı" olanlara karşı bir savaş başlatmıştı. Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum "Farklı" olanlara karşı bir savaş. Claudius başta sadece 17 yaşına gelip "Dönüşüm"ünü tamamlamayı başaranları sürgüne gönderdi. Ya topraklarını terk edecekler ya da idam edileceklerdi, ailelerinin ise onlarla gitmelerine izin yoktu bu apaçık bir isyan olarak görülüyordu. Bir çok aile darmadağın oldu, akrabalar birbirlerine düşman kesildi, Konseylerin hepsi Claudius'a karşı çıktı. Bunun karşılığında Claudius "Dönüşüm" gerçekleştiren biri kız üç genci idam ettirdi. Bugün hala onların yası tutulmaktadır. Claudius'un bu apaçık düşmanlığı ise sadece kendi "Dönüşüm"ünü tamamlayamamış olmasından değil aynı zamanda bu nedenle ilk aşkının ailesi tarafından reddedilmesinden de kaynaklanıyordu. -Her iki taraf içinde ben ve bir çoklarımız bu türden ayrımlara sonuna kadar karşıyız ama maalesef her iki tarafın içinde de katı düşünceli olanlar halen mevcut- Zaman içinde Caudius'un öfkesi onu kör etti. Bazı aileler ne pahasına olursa olsun sürgüne gönderilen çocuklarıyla gitmeyi denediler. Bazıları başarılı oldu bazılarıysa başarısız. Konseylerin gönderdiği iyi niyet elçilerini şiddetle reddeden Claudius en son Elf Konseyi tarafından gönderilen elçiyi başı kesik bir halde iade edince savaş kaçınılmaz bir hal aldı. Claudius böyle bir savaşın her iki taraf içinde çok büyük kayıplar demek olduğunu anlamıyor kendini mutlak bir zaferin sahibi olarak görüyordu. Onun tek tutkusu askerleri ve savaş, tek isteği ise tüm dünyaya hükmetmek olmuştu. Bir gece tüm konseylerin başkanları bir araya geldiler ve tereddüt etmeden Claudius'la birebir görüşmeye gittiler. Kapalı kapıların ardından saatlerce süren görüşmede neler konuşulduğu hala gizemini korumaktadır. Ama görüşmenin sonunda Caudius sonunda savaşmaktan ve "Dönüşüm"lerini tamamlayanları avlamaktan vazgeçti.
Herkes derin bir soluk almıştı ama Claudius henüz vazgeçmediğini kısa sürede belli etti ve "Dönüşüm"ünü tamamlayanlarla evliliği kesin olarak yasakladı. Bu yasağa karşı gelmenin cezası tahmin edeceğiniz gibi idamdı.
Caudius'un bu emrine karşı gelenler arasında, sonradan Aziz olarak kabul edilen Filozof Valentinus da vardı. Valentinus da "Dönüşüm"ünü tamamlayamamıştı ama asla bunu nefret için bir neden olarak görmedi. Valentinus halk arasında dolaşıyor hükümdarın tutumundaki yanlışlığa dikkat çeken, barışın, dostluğun ve sevginin her şeyin önünde olması gerektiğini belirten vaazlar veriyor ve birbirini seven gençleri gizlice evlendiriyordu. Sonunda yakalandı ve hapse atıldı.
Hapisteyken gardiyanı gözleri doğuştan görmeyen kız kardeşi Julia'yı Valentinus'un yanına getirdi. Gardiyan Valentinus'un kız kardeşinin gözlerine ışığı getirebileceğini duymuştu ve işine ihanet gibi görülsede kız kardeşi için bu fedakarlığı yapmakdan geri duramadı. Julia Valentinus'tan Roma tarihini, aritmediği ve bilmediği bir çok şeyi öğrendi. Bir gün Kadim Zamanlar'da bahsederken Julia ışığı görüp göremeyeceğini Valentinus'a sorar. Valentinus tüm yüreği ve ruhuyla bunu ister ve inanırsa ışığı görebileceğini söyler. Julia dizlerinin üzerine çöker ve ağlayarak inandığını ve hissettiğini söyler. Hücreye parlak bir ışık hüzmesi yayılmaya başlar ve Julia Valentinus'a seslenir. "-Görüyorum, ışığı görüyorum." Julia sadece yeniden görmeye başlamamıştır ayrıca "Dönüşüm"ünü de tamamlamıştır. Ertesi gün Valentinus'un ölüm emri gelir. Julia'ya bir mektup yazar ve mektupta daima ışığın ve sevginin yolunu takip etmesini öğütleyip mektubun altını "Senin Valentine'inden" diye imzalar. Mektup ertesi gün Julia'ya ulaştığında tarih 14 Şubat 270'dir. Valentinus sonradan Papa 1. Julius tarafından ""Porta Valentini" adı verilen bir kemer kapısının altına gömülür. Julia mezarın başına pembe çiçekler açan Badem ağacı diker. O günden beri sevgi ve dostluğun simgesi Badem ağacı olmuştur.
İşte St. Valentine'in gerçek hikayesi. Sonrasında neler olduğu, Claudius'un akibeti ve diğer merak ettikleriniz ise başka başka hikayeler. Endişelenmeyin hepsine sıra gelecek.
Dipnot: Valentinus'un gömüldüğü kemer kapısının yerinde şu anda Praxedes Kilisesi vardır.
Şimdilik Ayışığında ve Sihirle kalın.
Tekrar görüşeceğiz;)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder